05.03.2024

Yurttaş Tarafından Hazırlanan Ekokırım Yasa Teklfi Meclise Sunuldu

18, Aralık 2023 Pazartesi
Bu haber kez okundu


Türkiye’de yurttaş ilk defa kendi yasa teklifini hazırladı. Ekokırımın, ağır, geniş ölçekte ve telafisi mümkün olmayacak şekilde, gelecek kuşakları da etkileyen yasadışı ve kasıtlı eylemlerle doğa katlinin suç sayılabilmesi amacıyla, yurttaşlar tarafından hazırlanan Ekokırım yasa teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan tüm siyasi partilere sunuldu.

İklim Adaleti Koalisyonu, ‘Yurttaş Ekokırım Yasasını Yapıyor’ Kampanyası kapsamında “Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar” maddesinin başlığını “Soykırım, İnsanlığa ve Gezegene Karşı Suçlar” olarak değiştirilmesini öneren ve ekokırımın ceza hukukunda suç olarak tanınmasını sağlayacak yasa teklifini meclise sundu

Konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

2 yıldır süren Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifi Çalışmalarımızda önemli bir aşamaya geldik. Ekokırımın yani ağır, geniş ölçekte ve telafisi mümkün olmayacak şekilde, gelecek kuşakları da etkileyen yasadışı ve kasıtlı eylemlerle doğa katlinin suç sayılabilmesi amacıyla daha önce demokrasimizde görülmemiş bir yurttaş inisiyatifi başlattık.
Bu gün aynı amaç yani ekokırımın ulusal ve uluslararası düzeyde suç olarak kabulü için çalışan 45 ülkenin gönüllü ve bağımsız aktivistlerinden oluşan bir ağın da parçasıyız.
Toplumun tüm kesimlerinden getirdiğimiz bu ses kamuoyunda bulduğu yer oranında mecliste karşılık bulacaktır. Her geçen gün yaşam alanlarını yok eden aymazlık, yasalarda yer alan ekokırım suçu ile karşılaşmalıdır.

Biz kimiz ve yaptığımız çalışmalar özetle neler?
1. Türkiye’nin dört bir yanında, hemen her partiden katılım gösteren yaşam savunucuları olarak özellikle herhangi bir kurumun adını öne çıkarmadan, yurttaştan yurttaşa bir kampanya oluşturduk ve ihtiyaç duyduğumuz ekokırım yasa teklifini hazırladık. Biz halkız. Instagram hesabımıza bakıldığında sokaktan, tek tek, halktan insanlarla iletişim kurarak imza topladığımızı görebilirsiniz.

2. Çalışmalarımız “Marmara bir Ekokırım Suç Mahallidir diye başladı ve 1. Uluslararası Ekokırım Konferansına dönüştü. Bu konferansta, milletvekileri, barolardan temsilciler, çevre avukatları, akademisyenler ve alanda mücadele veren aktivistler/yaşam savunucuları bir araya geldi. Aynı konferansta, Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifi’nin hazırlanması karara bağlandı.

3. Hukuk ve ekoloji konusunda uzman akademisyenlerle bir dizi toplantı gerçekleştirildi

4. 27 Ocak 2022 tarihinde hazırladığımız yasa teklifini basına duyurduk. Takip eden çalışmaları www.ekokirimyasasi.org adresinde ve özellikle 1 numarada belirtilen instagram hesabında bulabilirsiniz

5. StopEcocide Uluslararası ağında bağımsız ve gönüllü olarak yer alan 45 ülkeden biri olarak, Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifini yurt dışındaki aktivistlere duyurduğumuz toplantıyı bu linkte izleyebilirsiniz

Yurttaşın “ekokırım yasa teklifi” için Türkiye’nin dört bir köşesinden 25 bin ıslak imza topladık. Kurduğumuz masalarda, ekokırımın ne anlama geldiğini, insanların ve doğanın ödediği ağır bedelleri, doğanın hakları olduğunu ve mevcut yasaların ne bizi ne de doğayı korumaya yetmediğini anlattık. Bakış açımızı değiştirecek, mevcut çevre yasalarını işletmeye yarayacak, halkın bilgisi ve desteğinde, yeni bir anlayışa, yeni ve uluslararası hukukun da parçası olabilen bir yasa teklifine neden ihtiyaç duyduğumuzu aktardık. Tek tek kişilerle sohbet ederek ve bilgi paylaşarak toplanan bu ıslak imzaları, Kasım ayının 28’inde Türkiye Büyük Millet Meclis Başkanlığına ve Dilekçe Komisyonuna sunmak üzere Ankara’ya yola çıkıyoruz.

Çalışmalarımızın bu aşamaya gelmesi için toplam iki yıllık bir süreç yaşandı. Kasım bizler için değerli bir ay. Geride bıraktığımız her Kasım ayında takvimimize aldığımız ilerlemeleri gerçekleştirebildiğimizi görüyor, bunca olumsuzluğa rağmen motivasyonumuzu dayanışmamızdan ve asla pes etmeyen irademizden alıyoruz.

2021 Kasım ayında, COP26 dönüşü, Türkiye’de etkinliklere katılan aktivistler bir araya gelerek, iklim krizinin içinde bizlerin omzuna yüklenen bedellerin haksızlığı karşısında iklim adaletini ve uluslararası ilişkileri önceleyen bir koalisyon kurma fikrini benimsediler. 25 Aralık 2021 tarihinde, 72 bileşen ve bağımsız katılımcı bireylerden oluşan İklim Adaleti Koalisyonu bu şekilde kuruldu ve ilk toplantısında ekokırım konusunun ayrıntısıyla çalışılması gerektiği karara bağlandı.

O dönemde Marmara Denizi 11.350 kilometrekarelik devasa alanında, bir uçtan diğer uca, müsilaj ile kaplıydı. 30 yıldır devam eden ve dur durak bilmeden giderek artan deniz kirliliği, geçmişte defalarca toplu balık ölümleri, denizde renk değişiklikleri ile kendini göstermiş ve artık bu defa su kütlesinin tamamı ağır bir müsilaj patlamasına maruz kalmıştı. Doğa korumacıları, akademisyenler, karar vericiler sahaya indi. İşte bu dönemlerde, Marmara Denizi’nin en ağır zarara, sonucu bilinerek maruz kaldığını hem ulusal hem uluslararası toplantılarda anlatırken, Haziran 2022 yılında «Marmara’nın bir ekokırım suç mahalli olduğunu» göstermek üzere, dört gün süren bir kervan düzenledik. Yereldeki tüm örgütlerle bir araya gelerek ortak protesto eylemleri ürettik. Kirlilik yaratan, hiç bir önlem almayan ve hiç bir yaptırımla sınırlanmayan tesisleri yerinde ifşa ettik. Şehir şehir, ırmak ırmak dolaşarak, hem aktivistler olarak bir araya geldik hem de dayanışmamızın ve kararlılığımızı sergileyerek ekolojik yıkımların takipçisi olacağımızı duyurduk.

Bu süreç içinde ekokırımın iç hukukumuza geçirilmesi konusunda bir hukuk grubu çalışmalarını sürdürmekte idi. Türkiye’deki doğa koruma, hukuki mücadele ve direniş alanlarının tamamında ekokırımın bir suç olduğu zaten içinde yaşayan yerel halkın, yerel sivil toplum kuruluşlarının içselleştirdiği bir durumdu. Sadece adı koyulmamış ve bu konuya odaklanan somut bir harekete dönüşmemişti. Stop Ecocide ekibiyle kurduğumuz bağlantılar sonucu ekokırım tanımı ortaya çıkmaya başladı ve ana çalışma başlıklarımızdan biri oldu.

Kasım ayları bizim sıçrama zamanlarımız olduğunu ifade etmiştik. Geçen sene 3-4 Kasım tarihleri arasında Türkiye’de ilk defa ekokırım üzerine uluslararası sunumların yapıldığı bir konferans gerçekleştirdik. Türkiye’den çevre avukatları, bunların içinde Akbelen, İliç ve Akkuyu’nun avukatları olan Arif Ali Cangı ve İsmail Hakkı Atal, Belçika parlamentosunun ekokırım yasasını nasıl kabul ettiğini anlatan Patricia Willocq, ekokırım yasa teklifinin nasıl hazırlandığını bize aktaran Rodrigo Lledo ile 70’i aşkın sivil toplum aktivisti oradaydı. Yine Jojo Mehta, StopEcocide ekibinin neredeyse tamamı, anayasa ve hukuk profesörlerinden İbrahim Kaboğlu ve Kutluhan Bozkurt, barolardan ve milletvekillerinden Ali Şeker olmak üzere pek çok katılımcı ile bir araya gelmiş idik. Konferansın sonunda aktivist Oruç Karaçık’ın «neden biz yurttaşlar olarak olması gereken yasa teklifini meclise sunmayalım» diye ortaya attığı öneri çok çabuk kabul edildi ve çalışmalara başladık.

“Yurttaşın ekokırım yasa teklifi”ni yazma aşamasında öncelikle akademisyenlerin bilgisine başvurduk.

İklim Adaleti Koalisyonu’nun youtube hesabında göreceğiniz gibi «Perşembe Söyleşileri» başlığı altında, sıcak tartışmaların yaşandığı bir dizi zoom toplantısı yaptık. Yasa teklifimizin hazırlanmasında, özellikle Prof. Nesrin Algan, Doç. Dr. Barış Erman ve Doç. Dr. Kutluhan Bozkurt’un, katkıları doğrudan olmuştur. Bizi dinleyerek, sahadaki durumu bizden öğrenerek, teklifin içeriğini hem anayasamız hem de uluslararası hukuk bakımından yönlendirmişlerdir. Ardından, sevgili Arif Ali Cangı ve Barış Erman’ın kaleme almasıyla yasa teklfimiz tamamlanmıştır. Hemen ardından 27 Ocak 2023 tarihinde, Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifini hazırladığımızı Türkiye’nin her yerinden gelen 130 aktivistin bulunduğu bir etkinlikle basına duyurduk. Toplumla kucaklaşmak üzere, her bölgenin yerel gündemi öne çıkacak şekilde imza masalarını kurduk ve çalışmalarımızı sokakta sürdürdük.

6 Şubat tarihinde, öncesi görülmemiş bir deprem fırtınası 11 ilimizi yerle bir etti. Deprem bölgesine yardıma koştuğumuz için çalışmalarımıza ara verdik, biraz toparlanınca kaldığımız yerden yolumuza devam ettik. Üzülerek söylemeliyiz ki karar vericilerin doğa talanına geçit vermesinden dolayı, koruma eylemleri ve direnişlerinin sayısı her gün sayıca artmaktadır. Ukrayna, Filistin ve İsrail’de ölen masumlar için dikkatini toplayan kamuoyu, konu doğanın katledilmesi, suyun, toprağın ve havanın kirletilmesi, türlerin soykırıma uğratılması olduğunda bununla nasıl mücadele edeceği hatta kendi haklarını nasıl savunacağı konusunda farkındalığa yeterince varamamıştır. Örneğin binlerce ağacın kesildiği Akbelen direnişinde, hukuksuzca işletilen termik santraller, bu gün sadece oldukları yeri değil kilometrelerce ötedeki Bodrum’un su kaynaklarını da tüketmiş durumdadır. Bölgeden çıkan karbon gazı, asit yağmurları olarak Afrika ülkelerine yağmaktadır. Deprem sonrası yıkılan binaların kaldırılması sırasında yapılan usulsüzlükler, asbest tozunun kontrol edilmemesi sonucu binlerce kilometrelik alanın kirlenmesi, kanser riskinin inanılmaz boyutlara çıkması ve tarım alanlarına moloz dökülmesi gibi, «kasıt» ve «en kötü zararın» «bilerek» verilmesi ifadeleri için akla dahi gelmeyecek örnekleri olabileceğini görmüş bulunuyoruz. Fay hattı üzerine kurulmuş nükleer santraller, Van Gölü’ndeki geniş çaplı kirlilik, güney doğuda devam eden ağaç kıyımı gibi yüzlerce ekolojik yıkımın ortak noktası, doğanın ve gelecek kuşakların yaşam hakkını hiçe sayan, iklim krizini tetikleyen ve her türlü yanlış davranışın bedelini yine halka ödeten adaletsiz bir tutumun sergilenmesine göz yumulmasıdır. Yurttaşın hazırladığı ekokırım yasa teklifini, doğanın ve toplumun yararına olacak tüm hukuki süreçlerin ve farkındalık çalışmalarının anahtarı olarak görmekteyiz.

25.000 yurttaşın, ıslak imzasıyla tarafı olduğu “Yurttaşın Ekokırım Yasa Teklifini” 28 Kasım’da meclise sunacağız. Bu demokratik girişim, sesini duymadığımız ama her gün ölen ağaçların, balıkların, simsiyah akan nehirlerin, çocuklarımızın geleceğinin hakkını savunan, Türkiye’de ilk kez yurttaşın meclise açıkça yasa teklifi götüreceği daha önce örneği görülmemiş bir demokratik irade beyanı olacaktır. Dünyanın geçtiği bu karanlık günlerde umudumuzu diri tutan, değişimi tetikleyebilecek niteliklere sahip bir kampanyanın parçası olmaya bizimle henüz birlikte olmayan herkesi davet ediyoruz.
Çokça söylendiği gibi, zoru başarırız, imkansız sadece zaman alır.

6. Dünyanın bu günkü sayıyla 45 ülkesinde devam eden çabalar, Avrupa’da ilk meyvelerini vermiş, Avrupa Birliği yönetmeliklerinde “ağır doğa tahribatları ekokırım suçu” kapsamına geçen hafta itibariyle alınmıştır. Türkiye, sivil toplum örgütleri ile bu toplumsal hareketin gerisinde veya uzağında değil, içinde hatta ön saflarında yer almaktadır.

Yukarıda size bir seçki sunmaya çalıştık. Tüm etkinliklerin gönüllük esaslı ve kimseden maddi yardım almadan ilerlediğini belirtmek isteriz. Bu samimi çağrımızın takipçisi olurken eksikliklerimiz ortaya çıkarsa nedeninin bu masum sebep olacağını ifade etmeliyiz.

Bu sesi daha da yükseltmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve çabalarımızın meclisteki milletvekilleri tarafından da gündemleşmesi ve yasalarımızda suç olarak kabul edilmesi için gerekli özeni göstereceğine ve sivil toplum kuruluşları ile beraber değişimi tetikleyen nitelikli çalışmalar yapacağına inanıyoruz.

facebook twitter youtube google+ feedburner
Yazar: Haber Merkezi
sanalbasin.com üyesidir