Trakya’da Nükleer Santrale Hayır Sesleri Yükseldi
Kırklareli’nde İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı’na yakın bir alanda planlanan nükleer santral projesine karşı bilim insanları, doğa savunucuları, yerel yöneticiler ve bölge halkı bir araya geldi. Trakya Platformu ile Trakya Kent Konseyleri Birliği tarafından Vize’de düzenlenen panelde, projenin çevresel, toplumsal ve ekonomik etkileri ele alındı. “Ne Akkuyu’da, ne Sinop’ta, ne de Trakya’da nükleer santral istemiyoruz” mesajı verildi.
Panel öncesi düzenlenen protesto ve basın açıklamasında “Nükleere hayır” çağrısı yinelendi.

Basın açıklamasını Nükleer Karşıtı Platform bileşenleri adına İstanbul Dönem Sözcüsü Nurhan Altınakar yaptı. Altınakar, 1986 yılında yaşanan Çernobil nükleer faciasının üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen etkilerinin hala sürdüğünü belirterek, başta Karadeniz olmak üzere Türkiye genelinde görülen hastalıklar ve çevresel kirlilikte yayılan radyasyonun payı olduğunun bilindiğini ifade etti.
Çernobil kazasının bir güvenlik testi sırasında kontrolden çıkarak meydana geldiğini hatırlatan Altınakar, bu durumun nükleer teknolojinin ne denli büyük bir risk barındırdığını açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi.
Çernobil sonrası yaklaşık 4 bin kilometrekarelik alanın hala terk edilmiş durumda olduğunu vurgulayan Altınakar, kazada hayatını kaybedenlerin sayısının hiçbir zaman tam olarak açıklanmadığını, nükleer alandaki bilgilerin şeffaf olmadığına dikkat çekti.
Akkuyu’da yapımı süren, Sinop ve Trakya’da planlanan nükleer santral projelerine karşı olduklarını vurgulayan Altınakar, bu yatırımları çok tehlikeli, pahalı, kirli ve riskli olduğunu belirtti.
Elektrik üretimi amacıyla bu denli büyük risklerin göze alınmasının akıldışı ve ahlak dışı olduğunu söyleyen Altınakar, nükleer enerjiyi “
insanlık ve doğa düşmanı bir uygulama olarak tanımladı.
Çernobil faciasının yıl dönümü nedeniyle İstanbul’da yapılması planlanan basın açıklamasını Kırklareli’nde gerçekleştirmeyi tercih ettiklerini belirten Altınakar, tüm yetkililere çağrıda bulunarak nükleer projelerden vazgeçilmesini istedi. Açıklamasını “Nükleer savaşta da, barışta da ölüm getirir” sözleriyle tamamladı.
“Longozlar yalnızca ağaç değil, yaşamın kendisi”
Panelde konuşan Tekirdağ Kent Konseyi temsilcisi Yılmaz Sami Gökçe ise longoz ormanlarının taşıdığı ekolojik öneme dikkat çekti. Bölgenin Avrupa’nın nadir su basar ormanlarından biri olduğunu belirten Gökçe, bu ekosistemin biyolojik çeşitlilik açısından büyük bir zenginlik barındırdığını söyledi.
Enerji üretiminin bir ihtiyaç olduğunu ancak doğayı yok ederek kalkınmanın mümkün olmadığını dile getiren Gökçe, sürdürülebilir kalkınmanın doğayla uyum içinde gerçekleşebileceğini ifade etti. “Longozlar yalnızca ağaç değildir, yaşamdır ve yaşam pazarlık konusu yapılamaz” diyen Gökçe, gelecek nesillerin yaşam hakkına dikkat çekti.
Bilimsel ve toplumsal boyutlarıyla tartışıldı
Basın açıklamasının hemen ardından saat 13.00’te başlayan panel, 18.00’e kadar süren oturumlarla devam etti; gün boyunca yapılan sunum ve tartışmalarda nükleer santral projelerinin çevresel, toplumsal ve hukuki boyutları kapsamlı biçimde masaya yatırıldı.

Avukat Bülent Kaçar’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde enerji politikaları, halk sağlığı, çevresel riskler, ekosistem ve iklim etkileri ile hukuki süreçler ele alındı.
Panelde Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, akademisyen Doğanay Tolunay, sosyolog Pınar Demircan ve İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu konuşmacı olarak yer aldı.
“Nükleere Hayır” vurgusunun öne çıktığı etkinlikte, planlanan nükleer santral projesinin yaratabileceği etkiler bilimsel ve sosyal yönleriyle değerlendirilirken, doğanın korunması ve alternatif enerji politikalarının geliştirilmesi çağrısı yapıldı.
Vize Belediye Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen panele Türkiye’nin farklı illerinden gelen hak savunucuları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye başkanları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

