Reklam
Manşet

Tekirdağ’dan Yargı Paketi’ne Tepki: Kadınların Hakları Korunmalı

Tekirdağ’dan Yargı Paketi’ne Tepki: Kadınların Hakları Korunmalı

29 Ekim Kadınları Derneği Tekirdağ Şubesi, Yargı Paketi kapsamında gündeme gelen boşanma davalarının hızlandırılması ve nafaka sisteminde yapılması planlanan değişikliklere ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi.

Dernek adına açıklamayı okuyan Özlem Sezgin Kılıççı, yargılama süreçlerinin kısaltılmasının önemli olduğunu ancak kadınların ve çocukların haklarının korunmasının öncelikli olması gerektiğini vurguladı.

Kılıççı, adaletin yalnızca davaların sonuçlanma süresiyle ölçülemeyeceğini belirterek, hukuki düzenlemelerde kadınların ekonomik ve sosyal haklarının güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.

“Hızlı karar verilmesi adaletin sağlandığı anlamına gelmez”
Boşanma davalarının yıllarca sürmesinin taraflar açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığına dikkat çeken Kılıççı, yargılama süreçlerinin kısaltılmasını desteklediklerini ancak bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.

Kılıççı, “Bir davanın hızlı sonuçlanması, o davanın tarafları için adaletin de sağlandığı anlamına gelir mi?” sorusunu yönelterek, boşanma kararının nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi konulardan ayrılmasının yeni hak kayıplarına neden olmaması gerektiğini vurguladı.
Hukuki süreçlerin kısaltılması sırasında ekonomik ve sosyal mağduriyetlerin uzamaması gerektiğini belirten Kılıççı, yapılacak düzenlemelerin koruyucu güvencelerle desteklenmesi çağrısında bulundu.

“Kadınların karşılıksız emeği göz ardı edilemez”

Açıklamada, kadınların evlilik süresince üstlendikleri çocuk bakımı, yaşlı ve hasta bakımı ile ev işlerinin ekonomik karşılığının çoğu zaman bulunmadığına dikkat çekildi.
Çocuklarını büyütmek için çalışma hayatından ayrılan, eğitimini yarıda bırakan veya ekonomik olarak eşine bağımlı hâle gelen kadınların boşanma sonrasında ciddi geçim sorunlarıyla karşılaşabildiğini belirten Kılıççı, nafaka düzenlemelerinde bu eşitsizliklerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Nafaka konusunun yalnızca ödeme süresi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıççı, “Asıl mesele, evlilik süresince oluşan ekonomik eşitsizliğin boşanma sonrasında nasıl ele alınacağıdır” dedi.

Nafaka süresi belirlenirken evliliğin süresinin yanı sıra kişinin yaşı, sağlık durumu, eğitimi, gelir olanakları ve ekonomik bağımsızlığını kazanabilme kapasitesinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kılıççı, “Kadının yıllarca verdiği karşılıksız emeğin bedeli, boşanma kararıyla birlikte ortadan kalkmaz” ifadelerini kullandı.

“Velayet kararlarında çocuğun üstün yararı esas alınmalı”

Basın açıklamasında velayet düzenlemelerine de değinildi. Velayetin yalnızca yargılama süreçlerini hızlandırmaya yönelik bir usul meselesi olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

Çocuğun güvenliği, bakım ihtiyaçları, yaşam düzeni ve gelişiminin her kararın merkezinde olması gerektiğini belirten Kılıççı, ebeveynlerin bakım sorumluluklarının ve olası şiddet risklerinin titizlikle incelenmesini istedi.

Çocuk bakımının çoğu zaman kadınların sorumluluğunda olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bakım emeğinin sürekliliğinin ve ekonomik sonuçlarının velayet kararlarında göz ardı edilmemesi gerektiği ifade edildi.

“Adalete erişim maddi imkânı olanların ayrıcalığı olamaz”

Boşanma kararının kesinleşmesinin taraflar arasındaki ekonomik ilişkinin ve hak arayışının sona erdiği anlamına gelmediğini belirten Kılıççı, tazminat ve mal paylaşımı davalarının ayrı yürütülmesi durumunda kadınların hak kaybına uğramaması için gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Özellikle düzenli geliri ve birikimi bulunmayan kadınların dava açma, hukuki destek alma ve haklarını takip etme süreçlerinde güçlük yaşayabileceğine işaret eden Kılıççı,
“Adalete erişim, maddi imkânı olanların ayrıcalığı olamaz” dedi.

Şiddet mağduru kadınlar için koruyucu tedbir çağrısı
Açıklamada, şiddet içeren evliliklerde hukuki süreçlerin uzamasının kadınların ve çocukların güvenliğini olumsuz etkileyebileceğine de dikkat çekildi.

Yargılamaların hızlandırılması sırasında koruyucu tedbirlerin ve bireysel risk değerlendirmelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Kılıççı, şiddete maruz kalan kadınların barınma, geçici nafaka, ekonomik destek ve hukuki yardıma erişimlerinin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Kadınların ekonomik baskı nedeniyle istemedikleri uzlaşmaları kabul etmek zorunda bırakılmaması gerektiği vurgulanan açıklamada, hiçbir usul düzenlemesinin kadınların güvenliğinin önüne geçemeyeceği ifade edildi.

Yargı Paketi için talepler sıralandı

Hazırlanacak yasal düzenlemelerde kadınların ve çocukların haklarını koruyacak somut güvencelere yer verilmesi talep edildi.

Nafaka süreleri belirlenirken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, ücretsiz bakım emeğinin ve ekonomik bağımlılığın dikkate alınması; somut ve öngörülebilir ölçütlerin oluşturulmasını ve gerekli durumlarda uzun süreli veya yaşam boyu nafakaya imkân tanınması dile getirildi.

Velayet kararlarında çocuğun üstün yararının esas alınması, tazminat ve mal paylaşımı süreçlerinde hak kayıplarının önlenmesi, şiddete maruz kalan kadınların koruyucu hizmetlere ve hukuki desteğe erişiminin sağlanması da talepler arasında yer aldı.

Ayrıca yasal düzenlemelerin hazırlanması sürecinde kadın örgütlerinin, baroların, hukukçuların, sosyal hizmet uzmanlarının ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınması çağrısında bulunuldu.

“Adalet yalnızca dosyaları değil, hayatları da görmektir”

Basın açıklamasının sonunda, hukuk sisteminin yalnızca evlilik bağının ne kadar sürede sona erdiğine değil, boşanma sonrasında kadınların ve çocukların hangi koşullarda yaşamlarını sürdüreceğine de odaklanması gerektiği vurgulandı.

Kadınların ekonomik bağımsızlığının, şiddetten uzak yaşama hakkının ve çocukların güvenliğinin temel insan hakları arasında bulunduğunu belirten Kılıççı, yargılamaların makul sürede sonuçlanmasını desteklediklerini ancak hızın hakların korunmasından bağımsız değerlendirilmesine karşı olduklarını ifade etti.

Kılıççı, açıklamayı şu sözlerle tamamladı:
“Boşanmayı hızlandırmak yetmez. Kadınların yoksulluğa, ekonomik bağımlılığa ve şiddete mahkûm edilmediği bir hukuk düzeni kurulmalıdır. Adalet, yalnızca evliliği bitirmek değil; eşit, güvenli ve onurlu bir yaşam kurabilmenin koşullarını da güvence altına almaktır.”

Tekirdağ Yerel Gazeteler