Kapasite Artışına Tepki: Halk Toplantı Yaptırmadı
Marmaraereğlisi’nde Likit Kimya A.Ş.’nin kapasite artış projesine karşı çıkan yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları, kimyasal tankların yerleşim alanlarının yakınına kadar geldiğini ve büyük tehlike oluşturduğunu belirterek tepki gösterdi.Halkı bilgilendirme toplantısını “Neler olacağını biliyoruz, dinlemek istemiyoruz” sözleriyle sonlandıran vatandaşlar, yaşam alanlarının tehdit altında olduğuna dikkat çekti. Olası bir kaza, sızıntı veya deprem anında 50 kilometrelik bir alanın felaket riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunulurken, projenin çevre düzeni planlarına da aykırı olduğu vurgulandı.
Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesinde planlanan akaryakıt ve kimyasal ürün depolama terminali kapasite artışı projesi için düzenlenen halkı bilgilendirme toplantısında yurttaşlar ve sivil toplum kuruluşları projeye tepki gösterdi, itiraz dilekçesi sundu.
Proje kapsamında mevcut 56 tanktan 37’si yıkılacak, yerlerine 39 yeni tank inşa edilecek. Ayrıca sahaya 19 yeni tank daha eklenecek. Düzenlemelerin tamamlanmasıyla birlikte tesisteki toplam tank sayısı 77’ye, depolama kapasitesi ise 185 bin 599 metreküpe yükselecek.
Yerleşim Alanlarına Tehlikeli Yakınlık
Planlanan tesis, Marmaraereğlisi ilçe merkezine 2,5 kilometre, Yeniçiftlik Mahallesi’ne 4 kilometre, Yenice Mahallesi’ne 8 kilometre ve Süleymanpaşa ilçesine yaklaşık 38 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Tesis, Sultanköy Mahallesi yerleşimine 400-500 metre, BOTAŞ dolum tesislerine ise 1,5 kilometre mesafede yer alıyor.
Namık Kemal Üniversitesi Marmaraereğlisi Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen halkı bilgilendirms toplantısında, Marmaraereğlisi Çevre Gönüllüleri Derneği
üyeleri “Kızanlarımızın toprağını vermiyoruz” yazılı pankart açarak projeye tepki gösterdi. Yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları kapasite artışına karşı olduklarını dile getirerek, firma yetkililerinin projeye ilişkin açıklamalarını dinlemek istemedi.
Bozkurter de projeye karşı
Toplantıda konuşan Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter, kente zarar veren hiçbir projeye destek vermeyeceklerini belirtti.
Marmaraereğlisi’nin sanayi yoğunluğu ile bilinen Dilovası gibi bir yapıya dönüşmesine izin vermeyeceklerini vurgulayan Bozkurter, kente fayda sağlayan yatırımlara açık olduklarını ancak doğaya, yaşam alanlarına ve kent dokusuna zarar verecek girişimlerin karşısında duracaklarını ifade etti.
Toplantıda Bakanlık temsilcileri, vatandaşların itirazlarını alarak toplantıyı sonlandırdı.
Çevresel ve sağlık riskleri sıralandı
Öte yandan Marmaraereğlisi Çevre Gönüllüleri Derneği, Marmaraereğlisi, Çorlu ve Tekirdağ Kent Konseyleri ile yurttaşlar, kapasite artışına karşı hazırladıkları itiraz dilekçelerinde
projeye karşı çıkılmasının gerekçeleri ayrıntılı şekilde sıralandı.
Buna göre, projenin hem yapım hem de işletme aşamasında ciddi ekolojik etkiler yaratacağı, 90 bin metrekarelik dolgu alanının yalnızca proje sahasında değil çevresinde de olumsuz sonuçlara yol açacağı belirtildi.
Yerleşim alanlarına yakınlığı nedeniyle kimyasal depolama faaliyetlerinin canlı yaşamını doğrudan etkileyeceği vurgulanırken, tank temizliği sırasında oluşacak atık suların bertarafına ilişkin yeterli açıklama yapılmadığı ifade edildi.
Dilekçede ayrıca deniz ekosisteminin zarar göreceği, deniz canlılarının yaşam alanlarının yok olabileceği, kimyasal maddelerin koku ve gaz etkisinin insan sağlığını tehdit edeceği kaydedildi. Denizde yapılacak dolgu çalışmalarıyla sahil şeridinin kapanacağı ve kentin silüetinin olumsuz etkileneceği de dile getirildi.
Projenin üst ölçekli çevre düzeni planlarına aykırılık taşıdığı belirtilirken, Trakya bölgesinin birinci derece deprem riski altında olduğuna dikkat çekilerek olası bir kazanın büyük bir felakete yol açabileceği ifade edildi.
Ayrıca, ÇED raporunda planlama açısından çok sayıda eksiklik ve aykırılık bulunduğu savunularak, projenin iptal edilmesi ve alanın halkın kullanımına açık sağlıklı bir yaşam alanına dönüştürülmesi talep edildi.
Dilekçede, özellikle BOTAŞ tesislerinin yakınlığına dikkat çekilerek, olası bir kaza veya doğal afet durumunda 50 kilometre çapında bir alanı etkileyebilecek büyük bir felaket riskine işaret edildi.
