Marmaraereğlisi ilçesinde, yaklaşık 163 bin metrekarelik tarım arazisi üzerine yapılması planlanan büyük ölçekli besi tesisi için düzenlenen halkın katılım toplantısı, yoğun katılım ve sert tepkilere sahne oldu. 13 bin büyükbaş ya da 65 bin küçükbaş hayvan kapasiteli olarak planlanan tesisin yeniden hayata geçirilmek istenmesine, bölge halkı, belediyeler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve CHP, AK Parti, MHP gibi iktidar ve muhalefet partileri karşı çıktı.
İmar izni bulunmayan tarım alanına daha önce kaçak olarak inşa edildiği aktarılan ve sonradan yapı kayıt belgesi alan tesis, yapılan itirazlar sonucunda 2014 yılında durdurulmuştu. Projenin, Niğmet Hayvancılık Gıda San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yeniden gündeme getirilmesi, çevresel ve hukuki kaygılara neden oldu.

Toplantıda yapılan sunum ve açıklamalarda, ÇED sürecinin eksik incelemeye dayandığı, verilerin bilimsel gerçeklerle örtüşmediği ve projenin bu haliyle telafisi güç ve imkansız çevresel zararlara yol açacağı vurgulandı.
Toplantıda söz alan yurttaşlar ve kurum temsilcileri, tesisin hukuka ve kanunlara aykırı şekilde yapılması, çevre kirliliği, ağır koku, su kaynaklarının tükenmesi ve halk sağlığı üzerindeki olası olumsuz etkiler nedeniyle karşı olduklarını dile getirdi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, TMMOB, Tekirdağ Barosu, Marmaraereğlisi ve Çorlu Belediyeleri, Trakya Platformu, kent konseyleri ve çevre derneklerinin yanı sıra CHP, AK Parti ve MHP temsilcileri de toplantıya katılarak projeye tepki gösterdi.

2011 YILI ÇED GÖRÜŞÜ GEÇERLİ DEĞİL
Toplantıda, proje alanı için sıkça dayanak gösterilen 2011 tarihli ÇED kapsam dışı görüşünün hukuken geçerli olmadığı ifade edildi.
Söz konusu kararın ANGOS Hayvancılık adına verildiği, ancak tesisin 2014 yılından itibaren NİĞMET Hayvancılık tarafından işletildiği, buna rağmen yeni şirket adına verilmiş herhangi bir ÇED veya Çevre İzni belgesinin dosyada bulunmadığı aktarıldı.
ÇED kararlarında unvan ve şirket değişikliğinin otomatik olarak geçerli sayılamayacağı, bu nedenle 2014 sonrası faaliyetlerin izinsiz olabileceği ve bu hususta idari soruşturma yapılması gerektiği ifade edildi.
SU TÜKETİMİ VE ATIKSU HESAPLARI GERÇEK DIŞI
Proje dosyasında 13.000 büyükbaş hayvan için hayvan başına günlük 50 litre su tüketimi öngörüldüğü, temizlik sularının ise son derece düşük hesaplandığı belirtildi.
Katılımcılar, bilimsel verilere göre yalnızca hayvanların içme suyu ihtiyacının günlük yaklaşık 650 m³ olduğunu, temizlik faaliyetleri için öngörülen 3 m³/gün gibi değerlerin teknik olarak mümkün olmadığını ifade etti.
Bu yanlış kabullerin, atıksu miktarını, gübre-su karışımını ve yeraltı-yüzey suları üzerindeki etkileri olduğundan düşük gösterdiği vurgulandı. Projenin, TAGEM ve Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü verileri dikkate alınarak yeniden hesaplanması gerektiği belirtildi.
YER ALTI SUYU KUYULARI VE SU TEMİNİ BELİRSİZ
Dosyada yer alan 2012 tarihli yer altı suyu arama belgesinin 1.900 m³/gün gibi yüksek bir kapasiteye sahip olduğu, bu miktarın gerekçesinin açıklanmadığı ifade edildi.
2017–2018 yıllarında Et ve Süt Kurumu adına yapılan faaliyetlerde suyun nereden temin edildiğinin belgelenmediği, ruhsatsız kuyu ihtimalinin araştırılması gerektiği belirtildi.
Ayrıca proje alanının tarla vasfında olduğu, TESKİ şebekesinin bulunmadığı, taşımalı su ihtimaline dair hiçbir resmi belgenin dosyada yer almadığı vurgulandı.
KAPILAR DERESİ’NE 45 METRE: TELAFİSİ İMKANSIZ ZARAR RİSKİ
Toplantıda en dikkat çeken başlıklardan biri, proje alanının Kapılar Deresi’ne yalnızca 45 metre mesafede bulunması oldu.
Yeraltı suları ile beslenen bu dereye yönelik olarak yeraltı suyu akım yönü, sızma katsayıları, taşınım modelleri, alıcı ortam yük hesaplarının ÇED dosyasında yer almadığı ifade edildi. Bu durumun, Çevre Kanunu’nun kirletme yasağına açık aykırılık oluşturduğu belirtildi.
Ayrıca gübre çukurlarından birinde gözle görülür sızıntı ve dereye doğru akış bulunduğu, bunun potansiyel çevre kirliliği noktası olduğu aktarıldı.
GÜBRE DEPOLAMA KAPASİTESİ YETERSİZ, GENİŞLEME İMKANSIZ
Proje dosyasında hayvan başına günlük 27 kg gübre oluştuğu varsayımının bilimsel gerçeklerin çok altında olduğu, gerçek değerin 40–60 kg/gün olduğu belirtildi.
Bu yanlış kabul nedeniyle; depolama sürelerinin 12–40 gün gibi son derece kısa hesaplandığı, AB Nitrat Direktifi’nin öngördüğü en az 6 aylık depolama zorunluluğunun karşılanmadığı ifade edildi.
Üstelik tesis alanında ilave yapılaşmanın hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle kapasite yetersizliğinin sonradan giderilmesinin imkansız olduğu vurgulandı.
KOKU, HAVA KİRLİLİĞİ VE TURİZM ALANLARI GÖZ ARDI EDİLDİ
Projenin Şahpaz Mahallesi’ne, duyarlı yapılara, Marmara Ereğlisi ve Yeniçiftlik gibi turizm ve yazlık alanlara yakınlığına rağmen, bölgesel koku yayılımı, meteorolojik dağılım ve kümülatif etki analizlerinin yapılmadığı belirtildi.
Amonyak, hidrojen sülfür ve metan kaynaklı kokunun yaz aylarında kilometrelerce taşınabileceği, ÇED dosyasındaki varsayımların bilimsel temelden yoksun olduğu ifade edildi.
HAYVAN REFAHI VE KAMU SAĞLIĞI RİSKİ
Metal çatılı, beton zeminli açık padoklarda 13 bin büyükbaş hayvanın barındırılmasının, aşırı sıcak ve soğuk stresi, hastalık ve ani ölümler, antibiyotik kullanım artışı gibi riskler doğuracağı belirtildi. Bunun yalnızca hayvan refahını değil, çevreyi ve halk sağlığını da doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.
AÇIK SEPERATÖR VE GÜBRE HAVUZLARI: KOKU VE VEKTÖR TEHDİDİ
Açık tip seperatörler ve sıvı gübre havuzlarının, yoğun koku, sinek ve sivrisinek üremesi, biyolojik riskler yaratacağı, buna rağmen koku modellemesi, vektör kontrol planı ve teknik yalıtım detaylarının dosyada bulunmadığı ifade edildi.
SIVI GÜBRE YÖNETİMİ TAMAMEN BELİRSİZ
Sıvı fraksiyonun nerede, hangi parsellerde, hangi azot sınırlarıyla uygulanacağı belirtilmeden “yararlı yan ürün” olarak tanımlandığı, bunun hukuken mümkün olmadığı vurgulandı.
Atıkların 02 01 06 kodlu atık olmasına rağmen dosyada bu kodun dahi yer almadığı, günlük 351–780 ton arası atığın hangi tesislerde, hangi araçlarla taşınacağının belirsiz olduğu ifade edildi.
UYGUN YOL YOK, TAŞIMA RİSKİ YÜKSEK
Tesise giden yolun köy yolu niteliğinde olduğu, günlük onlarca ağır vasıta ve vidanjör trafiğinin köy halkı için ciddi risk oluşturacağı, bu konuda Karayolları ve Büyükşehir Belediyesi görüşü alınmadığı belirtildi.
“ATIKLAR TARLAYA, ATIKSULAR GÖLETE VERİLDİ”
Toplantıda söz alan bir çiftçi, tesisin daha önce faaliyet gösterdiği dönemde hayvansal atıkların tarlalara bırakıldığını, atık suların gölete verildiğini öne sürerek, firmanın vatandaşları yanıltmaması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca İstanbul’dan Trakya’ya hayvan sevkiyatına izin verilmezken ithal hayvanların bölgeye getirilmesinin hastalık riskini artıracağı belirtilerek, yerel hayvancılığın bitme noktasına geldiği vurgulandı.
İnsanların yaşam alanlarını olumsuz etkileyecek ve sınırlı tarım arazilerini yok edecek projelere izin vermeyeceklerini belirten CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, toprağın ve su kaynaklarının korunması gerektiğinin altını çizdi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer ise yaşanabilir ve sürdürülebilir bir çevre için mücadele ettiklerini belirterek, çevre sorunları nedeniyle bölgede yaşamın her geçen gün zorlaştığını ifade etti. Pencerelerin dahi açılamadığı bir noktaya gelindiğini söyleyen Yüceer, “Su kaynakları tükenen bir bölgede suyu temin etmeye çalışırken, çevre felaketine yol açacak anguslara izin veremeyiz. Tekirdağ bu yükü kaldıramaz” dedi. Yüceer, birinci sınıf tarım arazisi olan ve imar izni bulunmayan bu alanda böyle bir tesisin kurulamayacağını vurguladı.
Yapı kayıt belgesi alınmış olsa dahi binaların kaçak olarak inşa edildiğini söyleyen Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt, söz konusu alanın tarım arazisi olduğunu ve bölgede kanunen yapılaşmaya izin verilemeyeceğini dile getirdi. Alanda kadastrol yolun dahi bulunmadığını ifade eden Sarıkurt, projenin kamu yararı taşımadığına dikkat çekti.
2011–2014 yılları arasında kanunlara aykırı şekilde inşa edilen ve faaliyet gösteren bu süreç içerisinde çevre kirliliğine yol açan söz konusu tesisle mücadele ettiklerini dile getiren Sarıkurt, itirazlar sonucu faaliyetin durduğunu hatırlatarak, insanca yaşama hakkını savunduklarını kaydetti.
BOZKURTER: RUHSAT VERMEYECEĞİZ
Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Onur Bozkurter ise hayvancılığa karşı olmadıklarını ancak su sıkıntısı yaşanan bir bölgede binlerce hayvanın barındırılacağı ve ciddi çevre kirliliği yaratacak tesislere karşı olduklarını belirterek,tesis için ruhsat vermeyeceklerini ifade etti.
HUKUKİ EKSİKLİKLER MEVCUT
Tekirdağ Barosu Başkanı Egemen Gürcün de ÇED dosyalarında ve projede ciddi hukuki eksiklikler bulunduğunu, şehri sahipsiz ve çaresiz bırakmayacaklarını vurgulayarak, çevreye, yaşam alanlarına, kadınlara ve çocuklara yönelik ihlallerin karşısında duracaklarını söyledi.
RUHSATLI VE BİLİMSEL ESASLARA UYGUN ŞEKİLDE İNŞA EDİLMEDİ
ÇED başvurusunda bulunan Niğmet Hayvancılık’ın uluslararası Hijazi & Ghosheh Group bünyesinde yer aldığını ve sürekli isim değiştirerek başvuruda bulunduğunu hatırlatan Çorlu Kent Konseyi Başkanı Esra Ay Yüksel, grubun geçmişte yurt dışında çevre mevzuatına aykırı faaliyetler nedeniyle soruşturmalara konu olduğuna da dikkat çekti.
Tesis alanındaki yapıların yapıların büyük bölümünün imar aflarıyla kayıt altına alındığını, imar affının çevresel uygunluk ya da faaliyet izni anlamına gelmediğini vurguladı. Şirketin 2014–2025 yılları arasında altı kez ÇED başvurusu yapıp hiçbirini tamamlamadığını dile getiren Yüksel, bu durumun ÇED sürecinin deneme-yanılma yöntemiyle zorlandığını ve idarenin oyalandığını gösterdiğini kaydetti.
“BU PROJE BU HALİYLE KABUL EDİLEMEZ”
Halkın Katılımı Toplantısı’nda yapılan değerlendirmelerin ortak sonucu, ÇED dosyasının eksik, yanıltıcı ve bilimsel temelden yoksun olduğu, projenin yer seçimi, atık yönetimi ve su kaynakları açısından ciddi riskler taşıdığı, bu haliyle ÇED Olumlu kararı verilmesinin hukuka aykırı olacağı yönünde oldu.