28.02.2026

Tekirdağ’da Eğitim Sendikalarından Proje Okulu Atamalarına Tepki

11, Nisan 2025 Cuma
Bu haber kez okundu


Tekirdağ’da Eğitim Emekçilerinden Proje Okullarındaki Keyfi Atamalara Tepki: “Liyakat Esas Alınmalı, Siyasi Kadrolaşma Son Bulmalı!”

TEKİRDAĞ – Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikaları, Millî Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı proje okullarındaki öğretmen ve yönetici atamalarında liyakatın hiçe sayıldığını belirterek Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Protestoda, atama süreçlerinin şeffaflıktan uzak, keyfi ve siyasî etkilerle yapıldığı vurgulandı.

“EN BÜYÜK SAVAŞ CEHALETE KARŞI YAPILMALIDIR”

Eğitim-Sen Tekirdağ Şube Başkanı Oktay Özçelik, proje okulu uygulamasının yıllar içerisinde adaletsizlik ve siyasi kadrolaşmanın aracı haline geldiğini ifade ederek, geçmişte Kadıköy Anadolu Lisesi, Bornova Anadolu Lisesi gibi köklü liselerin de bu kapsama alınmasının ardından yaşananları örnek gösterdi. Özçelik, “Üsküdar’da bir okulda 26 öğretmen bir gecede merkeze alındı. İstanbul Erkek Lisesi’nde ise daha önce sınavla yapılan idareci alımı, bir anda sınavsız şekilde gerçekleştirildi. O dönem öğrenciler, idarecilerin konuşmaları sırasında sırtlarını dönerek protesto etmişti,” dedi.

Özçelik, sözlerini Atatürk’ün “Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder” sözüyle tamamladı ve ekledi: “Ataması yapılmayan, geleceği belirsiz hale gelen öğretmen arkadaşlarımızın yanındayız. Öğretmenleri cehalete karşı verilen mücadelenin neferi olarak selamlıyorum.”

“TOPLUM VİCDANI BU ADALETSİZLİĞİ KABUL ETMİYOR”

Eğitim-İş Tekirdağ 2 No’lu Şube Başkanı Barış Özer ise Tekirdağ’da tanınmış bir avukatın eşinin yasa açıklarından faydalanarak, branşında yüzlerce açık olmasına rağmen iyi bir liseye atandığını belirtti. Özer, bu kişinin sadece kendisi değil, bir arkadaşını da aynı kuruma getirdiğini öne sürerek şu ifadeleri kullandı:

“Lise öğretmenisiniz ve çalışabileceğiniz tüm kurumlar proje okulu. Tayin hakkınız yok denecek kadar kısıtlı. Referansı güçlü biri sizin yerinize göz diktiyse bir gecede okulunuzdan alınabiliyorsunuz. Eğitim emekçileri buna sessiz kalmayacak. Adaletin her kamu kurumunda sağlanması için sesimizi meydanlardan duyurmaya devam edeceğiz.”

EĞİTİM-SEN “SİYASAL KADROLAŞMA DERHAL SON BULMALI”

Eğitim-Sen tarafından yapılan basın açıklamasında, 2025 yılı proje okulu atamalarının geçmiş yıllarda olduğu gibi yine şeffaflıktan uzak ve liyakatsiz şekilde gerçekleştirildiği belirtildi. Atamalarda herhangi bir kıstasın dikkate alınmadığı ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

2025 yılı atamaları tıpkı geçmiş yıllarda olduğu gibi yine şeffaflıktan uzak ve liyakat ilkesini hiçe sayan bir anlayışla gerçekleştirilmiştir. Proje okullarına yapılan atamalarda süreç; somut, ölçülebilir ve nesnel hiçbir kritere dayanmamakta; tamamen siyasi ve idari takdirle şekillenmektedir.

Bakanlık; herhangi bir kriter ilanı yapmadan, kıdem, hizmet puanı ya da mesleki yeterlilik gibi objektif göstergelere bakmadan, istediği öğretmeni ya da eğitim yöneticisini proje okullarına atayabilmektedir. Bu uygulama, yıllardır eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunu ciddi anlamda zedelemekte; emek, birikim ve mesleki yetkinlik yok sayılmaktadır.

SİYASİ SADAKAT, MESLEKİ LİYAKATİN YERİNİ ALMIŞTIR!

Proje okullarında öğretmen ve yönetici atamaları uzun süredir siyasi sadakatin belirleyici olduğu bilinmektedir. Mülakat gibi denetime kapalı uygulamalar, yandaş sendikalara mensup olanlara sağlanan ayrıcalıklar ve hakkaniyetsizlik, öğretmen atamalarını ve eğitim yöneticiliği görevlendirmelerini proje okullarına yönelik açık bir siyasi kadrolaşma aracına dönüştürmüştür. 2025 yılı atamaları da bu tabloyu değiştirmemiştir. Yüzlerce nitelikli ve deneyimli öğretmen ve eğitim yöneticisi hak ettikleri halde “Bakanlık takdiri” sonucunda proje okullarına atanmamıştır. Bu durum, sadece kişisel mağduriyetler yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda eğitimin niteliğini doğrudan etkilemektedir.

Eğitim Sen’in, proje okulları uygulamasına ilk günden itibaren neden karşı çıktığı yapılan son atamalar sonucunda bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır. Atama yetkilerinin tamamen Bakanlık onayına bağlandığı mevcut sistem, liyakati tamamen ortadan kaldırmış; öğretmen ve yönetici atamalarını siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgemiştir. Sendikamızın bu çarpık duruma yönelik hiçbir itirazı dikkate alınmamış; taleplerimiz ise yanıtsız bırakılmıştır.

Atamalarda mesleki kıdem, hizmet süresi, akademik yeterlilik ve performans gibi nesnel kriterlerin olmaması, bu uygulamanın keyfiliğini gözler önüne sermektedir. Bu uygulamalar, kamu yönetimi ilkelerine, hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır.

EĞİTİM KURUMLARI İKTİDARIN ARKA BAHÇESİ DEĞİLDİR!

Öğretmen atamalarının ve yönetici görevlendirme süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı hale getirilmesi, kamusal eğitimin geleceği açısından hayati önemdedir. Eğitim kurumlarını, siyasal iktidarın arka bahçesine dönüştürmeyi hedefleyen atama politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Eğitimde eşitlik, adalet ve bilimsellik esas alınmalıdır. Bunun için atılması gereken adımlar bellidir.

Öncelikli olarak proje okullarının statüsü keyfiyetten kurtarılmalıdır. Hangi okulların proje okulu olacağı, illerde kurulacak bağımsız ve liyakat temelli komisyonlarca belirlenmelidir. Öğretmen atamaları, yönetici atama ve görev uzatma kriterleri liyakata dayalı olmalıdır. Görevlendirmeler, somut ölçütlere bağlanmalı; mesleki deneyim, hizmet puanı gibi kriterler esas alınmalıdır. Proje okullarına yapılacak atamalarda tüm yetkinin Bakan’a bırakılmasının, eğitim sisteminde eşitsizliği ve adaletsizliği derinleştirdiği açıktır. Milli Eğitim Bakanı’na tanınan ve keyfiyete neden olan bu yetkiler sınırlandırılmalıdır. Proje okullarına atanan öğretmenlerin yer değiştirme hakları sadece proje okulları ile sınırlandırılmamalı, genel tayin sistemi içinde değerlendirilmelidir.

Eğitim kurumlarının, iktidarın siyaseten müdahale ettiği birer arka bahçe haline getirilmesine seyirci kalmamız mümkün değildir. Eğitim Sen olarak bu adaletsizliğe karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir. Tüm eğitim emekçilerini bu haksız ve hukuksuz uygulamaya karşı birlikte mücadeleye davet ediyoruz.

Eğitim-İş: “Proje Okulları MEB’in Kayırma Projesine Dönüştü”

Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, proje okulu uygulamasının siyasî ve sendikal ilişkilerle şekillendirildiği ve MEB’in bu kurumları makam dağıtma aracı haline getirdiği ifade edildi. Açıklamada, proje okullarındaki atamalara ilişkin şu eleştiriler yöneltildi:

Bakanlığa sesleniyoruz! Okulları, öğretmen ve öğrencileri proje, nitelikli, niteliksiz adıyla ayırmaktan derhal vazgeçin! Okulların sahibi değilsiniz, buralar sizin şirketleriniz değil, eğitimde eşitliği, adaleti, hakkı ve liyakati öncelemek, sağlamak MEB’in asli görevidir.

Proje okulları MEB’in istediğini atama projesidir, keyfiliğin, kayırmanın adresi haline geldiğini herkes biliyor! Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimdeki sorunları çözmek yerine bilinçli olarak yeni sorunlar yaratmaya devam etmektedir. Atamaya dair objektif hiçbir kriteri bulunmayan proje okulları, siyasetin ve yandaş sendikaların keyfi şekilde makam, koltuk dağıtmak için kullandığı bir garabete dönüşmüştür.

Bu okullara yapılan son atamalar MEB’in kayırmacılığını ve keyfiliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Proje okullarındaki binlerce öğretmenin görev süresinin neden uzatılmadığına, yeni atamaların hangi ölçütlere göre yapıldığına dair somut hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Görünen o ki okullarımızı protokollerle cemaat ve tarikatlara teslim eden Milli Eğitim Bakanlığı, kendini tüm okulların sahibi olarak görmekte liyakati, hakkı, hukuku yok saymakta adaletsizliğin odağı olmaktadır.
MEB’in verilerine göre şu an 2153 okulun adı proje okulu, proje okullarında 79 bin 286 öğretmen, 5 bin 318 yönetici görev yapmakta, yaklaşık 500 bin öğretmen de proje okullarına atama için başvuru yapma kriterlerini taşımaktadır. Bir proje okulunda 3 kadro varken, 4 kişinin başvurusu olmasına rağmen her nedense hiçbir atama yapılmamıştır! Neden? Kendinize uygun kişiyi bulamadınız mı? Çarpık sisteminiz mi yeteriz kaldı? Kıdemli birçok öğretmen, doktorası olan, yüksek lisansı olan, başarı ve üstün başarı belgeleri, maaşla ödüllendirilmesi olan, soruşturması, cezası olmayan, yıllardır aynı okulda görev yapan öğretmen atanmıyor. Neden? Ne olursa atanabilir, atanması için size tam olarak ne lazım, dürüst olun, buyurun açıklayın! Daha ne olması, ne yapması, ne tür başarıları göstermesi lazım öğretmenlerin? Eğitimdeki çağ dışı, bilim dışı, gerici politikalarınıza, aydın, başarılı eğitimcilerin hakkını yemenize, öğrencilerimizi ve eğitim çalışanlarını ayrıştırmanıza seyirci kalmayacağız. Hem örgütlü hem de hukuki olarak yaptığınız tüm haksızlıkların tüm kötülüklerin hesabını soracağız!
Açtığımız ve kazandığımız birçok dava oldu, mahkemeler ne dedi? “Bakanlığın atama ve yer değiştirme yetkisi var ama bu yetkiler keyfi şekilde kullanılamaz”, “somut, objektif kriterler olmalı, atamaların mutlaka gerekçelendirilmesi gerekiyor” diyor.

Cumhuriyet değerleriyle, laiklikle, halkın aydınlanmacı, ilerici öğretmenleriyle kavga eden bir iktidarın başarılı olması mümkün değildir. Nitelikli eğitim ancak kendini bu halkın çocuklarına adamış, idealist, Cumhuriyetçi öğretmenlerle sağlanır. Okullarımız eğitim yuvasıdır, liyakatı yok sayan, kayırmacılığa dayanan bu anlayışın okullarımızı tarikatların, cemaatlerin, yandaşların yuvası haline getirmesine izin vermeyeceğiz.

Eğitim-İş olarak öğretmenlerimizin mağdur edilmesine, MEB’in öğretmen kıyımı yapmasına, kendisince makbul olmayan öğretmenleri niteliklerine bakmaksızın tasfiye etmesine her zaman katşı çıkacağız. Bu konuda mağdur olan, ataması yapılmayan her bir üyemizin hakkını sonuna kadar arayacak, tüm eğitim çalışanlarının haklı mücadelesinin yanında olacağız, her türlü yasal hakkımızı kullanacağız.

MEB’E ÇAĞRI

• Okullar arasında “özel program ve proje uygulama okulu” ayrımına son veriniz!
• Öğretmen atama ve yönetici görevlendirme süreçlerini; tüm eğitim kurumlarını kapsayacak şekilde tek bir yönetmelikle yasallık, belirlilik, objektiflik ve sürdürülebilirlik ilkelerine uygun hale getiriniz!
• Liyakati ve şeffaflığı esas alan bir sistem oluşturunuz!
• Yönetmelikleri yoruma yer bırakmayacak, torpil ve kayırmacılığı engelleyecek şekilde düzenleyiniz.
Bugün eğitimi gerçek amacından uzaklaştırdınız. Sınav odaklı sisteminiz başarısız oldu. Öğrencileri “nitelikli” ve “niteliksiz” diye ayırırken; öğretmenleri ve yöneticileri keyfi şekilde atamak isteğiniz artık gizlenemez hale geldi.
MEB, proje okulu atamalarındaki objektif kritere dayalı olmayan keyfi atamaları derhal iptal etmeli, kayırmacılığa son vermelidir! Yönetici görevlendirme ve öğretmen atamalarında şeffaf bir sistem oluşturulmalıdır. Mevzuatlarda hukuk devletinin temel ilkelerinden yasallık, belirlilik, objektiflik ve sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalınarak, liyakatı esas alan ölçütlerle atamalar yeniden yapılmalıdır. Eğitim-İş hem toplumsal hem de mesleki sorunlarda mücadelenin öncüsüdür, öncüsü olmaya devam edecektir!

Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, atama süreçlerinde yaşanan hukuksuzluklara karşı yasal süreci sürdüreceklerini belirtti. Açıklamada, “Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve adaletten uzaklaştıran bu uygulamalara karşı mücadelemizi hem hukuki hem de örgütlü zeminde sürdüreceğiz” ifadeleriyle kamuoyuna çağrıda bulunuldu.

facebook twitter youtube google+ feedburner
Yazar: Haber Merkezi
sanalbasin.com üyesidir