Kadınlardan Eşitlikçi Afet Yönetimi Çağrısı
Afetlerin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde, riskleri azaltma ve önleme anlayışıyla yeniden yapılandırılması amacıyla düzenlenen Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı, gerçekleştirildi.
“Mor, yeşil, kamucu politikalar” şiarıyla 28 Şubat–1 Mart tarihlerinde Feshane’de düzenlenen kurultaya sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, siyasi parti temsilcileri, yerel yöneticiler, akademisyenler ve hak savunucuları katıldı.
Tekirdağ’dan ise 29 Ekim Kadınları Derneği’nden Seval Eşer ve Canan Özdemir ile Türk Kadınlar Birliği Derneği’nden Birgül Kemiksiz, Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV) davetlisi olarak kurultayda yer aldı.
Kadın dayanışmasından doğan kurultay
Afetler ve Kadın Politikaları Kurultayı’nın ilki, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde ortaya çıkan kadın dayanışmasından doğan Kadınlarla Dayanışma Vakfı’nın girişimiyle geçtiğimiz yıl 8 Şubat’ta yapılmıştı.
Kurultayın bu yılki buluşmasının ilk günü, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırısının kınanmasıyla açıldı.
Açılışta yapılan konuşmalarda, “17 Ağustos’u unutamadan 6 Şubat’ı yaşadık. Unutamıyoruz çünkü iyileşemiyoruz. İyileşmenin yolu yaşadıklarımızı politik sözümüzün parçası hâline getirmekten, kadınların deneyimini politikanın merkezine taşımaktan geçiyor” ifadeleri öne çıktı.
Program kapsamında, 6 Şubat depremlerinin ardından yaşanan yıkımı kadınların gözünden aktaran İnci Bacacı’nın “ENVANTER DEFTERİ” adlı sergisinden karelerin yer aldığı video gösterimi yapıldı. Sergi, kurultay süresince katılımcıların ziyaretine açık kaldı.
“Afetlerin yıkımı politiktir”
Kurultayın açılış konuşmasını yapan Avukat Hülya Gülbahar, mor, yeşil ve kamucu afet politikalarının genel çerçevesini çizdi. Gülbahar, afetlerin yıkıma yol açmasının politik bir mesele olduğunu vurgulayarak, “Kimlerin daha çok etkilendiği, kimlerin daha geç ya da az yardım aldığı, kimlerin görünmez kılındığı, kimlerin hayatlarının ‘telef edilebilir’ sayıldığı politiktir” dedi.
Mevcut düzende yoksulların, kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin afet sonrasında tamamen unutulduğunu belirten Gülbahar, kaynakların kamusal yarar gözetilerek değil rant ve kâr mantığıyla dağıtıldığını ifade etti. “Bir yıkımın yaraları sarılmadan bir sonraki yıkımın zemini hazırlanıyor” diyen Gülbahar, acil durum yönetiminin toplumsal adalet, cinsiyet eşitliği ve tüm canlıların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı temelinde yeniden yapılandırılması gerektiğini söyledi.
Bakım emeğini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan mor perspektif, doğayla uyumlu ve iklim krizini gözeten yeşil perspektif ve hak temelli kamusal sorumluluğu esas alan kamucu perspektifin afetlere dirençli bir gelecek için yol haritası olduğunu vurgulayan Gülbahar, “Sadece binaları değil, hayatı yeniden kurmayı savunuyoruz. Ne afetler kader ne de eşitsizlikler kaderdir” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’de afet yönetimi neden toplumsal cinsiyet perspektifine ihtiyaç duyuyor?”
Paneller bölümünde ilk oturum, Prof. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar’ın kolaylaştırıcılığında gerçekleştirildi. “Türkiye’de Afet Yönetimi Neden Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifine İhtiyaç Duyuyor?” başlıklı panelde, mevcut afet yönetimi mevzuatının toplumsal cinsiyet eşitliğini sistematik biçimde görmezden geldiği vurgulandı.
Atılım Üniversitesi’nden N. Dilara Ar Mutlu, Dr. Ecehan Balta ve Doç. Dr. Sevgi Uçan Çubukçu’nun konuşmacı olduğu panelde, afet sonrası devlet kapasitesi ile toplumsal kapasite arasındaki ilişki değerlendirildi. Kadın örgütlerinin kriz anlarında izleme ve dayanışma ağları kurmadaki belirleyici rolüne dikkat çekildi. Merkeziyetçi ve otoriter eğilimlerin afet ve kriz dönemlerinde arttığı belirtilirken, kadınların geliştirdiği karşı-stratejiler ve dayanışma pratikleri örneklendirildi.
Panel sonunda, eşitlik, kamusallık ve dayanıklılık ilkeleri etrafında şekillenen hak temelli ve feminist bir afet politikası belgesinin temel çerçevesi ortaya konuldu.
Mor–Yeşil–Kamucu ekonomi yaklaşımı
Yeşil Feminist Gülnur Aksop’un kolaylaştırıcılığında düzenlenen “Mor–Yeşil–Kamucu Ekonomi Tahayyülünün Eşitlikçi Afet Risk Yönetimindeki Yeri” başlıklı ikinci panelde ilk sözü Greenwich Üniversitesi’nden çevrim içi bağlanan Prof. Özlem Onaran aldı.
Onaran, afet sonrası kadın yoksullaşmasının tesadüfi olmadığını; bakım emeğinin görünmezliği, güvencesiz istihdam ve piyasa bağımlılığı gibi yapısal nedenlere dayandığını belirtti. Mor–Yeşil–Kamucu ekonomi yaklaşımını, piyasa merkezli yeniden inşa modellerine karşı kamusal dayanıklılığı, bakım ekonomisini ve ekolojik planlamayı esas alan bir alternatif olarak tanımladı.
İkinci konuşmacı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Mimar Tülin Hadi oldu. Hadi, afet sonrası yeniden inşa süreçlerinde planlı ve ekolojik şehircilik, katılımcı planlama ve kadınlar için güvenli yeniden inşa modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Ekolojik ve feminist perspektifle yaşam kurmanın kabul, planlama ve bütçe ayırma meselesi olduğunu vurguladı.
Dr. Lütfiye Zeynep Beşpınar ise afet öncesi, sırası ve sonrasında yerel hizmet modellerini ele aldı. Geçici barınma, ulaşım, lojistik ve bakım hizmetlerinin belediyeler düzeyinde hizmet tasarımı ve hızlı müdahale modelleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.
“Deprem doğa olayıdır ama depremde ölmek kader değil”
Son panel öncesinde, Adalet Peşinde Aileleri Platformu temsilcisi Fatma Irmak söz aldı. “Deprem doğa olayıdır. Ama depremde ölmek doğal değil, kader hiç değil” diyen Irmak, yıkılan her binanın ve cezasız bırakılan her dosyanın birçok kademedeki sorumlulara işaret ettiğini ancak kimsenin sorumluluk almadığını belirtti.
Sosyolog Özgür Başpınar Aktükün’ün yönettiği “Otoriterleşen Dünyada Bakım Emeği, Krizler ve Kadınların Politik Gücü” başlıklı üçüncü panelde ise afet ve kriz dönemlerinde bakım emeğinin görünmezliğinin politik bir sorun olduğu vurgulandı.
Doç. Dr. Büke Boşnak, Prof. Dr. Songül Sallan Gül ve Doç. Dr. Melda Yaman’ın konuşmacı olduğu panelde; demokratik alanın daralması ve sivil toplum üzerindeki baskılar tartışıldı. Feminist örgütlenmenin dayanıklılık üretme kapasitesi örneklerle ele alınırken, afet ve kriz koşullarında şiddete karşı koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bakım emeğinin yalnızca sosyal bir sorumluluk değil, toplumsal cinsiyet eşitliğinin çekirdeği olduğu ve kamusal bir hak olarak yeniden tanımlanması gerektiği vurgulandı.
Altı başlıkta atölye çalışmaları
Kurultayın ikinci gününde altı başlıkta atölye çalışmaları gerçekleştirildi:
Barınma hakkı, toplanma alanları, geçici barınma alanları ve toplumsal cinsiyet
Afetlerde kadın sağlığı; üreme ve cinsel sağlık, engellilik, kronik hastalıklar ve yaşlılık
Hukuk, mevzuat, hak ihlalleri ve başvuru mekanizmaları
İstihdam ve ekonomik şiddet
Cinsiyet temelli şiddet ve afet sırası ve sonrasında koruma mekanizmaları
Hak temelli ve eşitlikçi gönüllülük, acil yardım mekanizmaları ve eşit temsil
Atölyelerde katılımcıların deneyimleri paylaşıldı; mor–yeşil–kamucu politikalar çerçevesinde çözüm önerileri tartışıldı.
Kurultayın ilk günü, feminist bir afet politikası için ortak dilin ve ortak mücadelenin güçlendirilmesi çağrısıyla tamamlandı.
Yapılan tüm konuşmalarda, toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze almayan hiçbir afet yönetimi modelinin dayanıklı olamayacağı vurgulandı kadınların bilgi üretimi, örgütlenme deneyimi ve dayanışma kapasitesinin eşitlikçi, kamucu ve ekolojik bir afet yönetimi sisteminin temel unsuru olduğu ifade edildi.